22 Ağustos 2017 Salı

ÖDÜLLER, ÖDÜL MÜ?


Fazlı KÖKSAL
Bugün bazı haber ajanslarından, Türk Telekom’un bir basın açıklaması servis edildi, bu açıklama çeşitli yayın organlarında haber olarak yayınlandı. Açıklamanın, dolayısıyla haberin ilk cümleleri şöyle;
“Türkiye’nin lider bilgi ve iletişim teknolojileri şirketi Türk Telekom, uluslararası başarılarına bir yenisini ekledi ve 2017 Stevie Ödülleri’ne Online İşlemler kategorisindeki nitelikli uygulamalarıyla damga vurdu. Türk Telekom Online İşlemler, dünyanın çeşitli ülkelerinden 200’den fazla profesyonel yöneticinin yer aldığı jüri heyeti tarafından gerçekleştirilen iki aylık değerlendirme sonunda ödüllerin sahibi oldu.”[1]
Türk Telekom ülkemizin en büyük şirketlerinden birisi.  Onun için uluslararası bir değerlendirmede bazı dallarda ödül alması gayet doğal. Ama onlarca ülkenin katıldığı (?) uluslararası (?) bir değerlendirme sonucu, 7 farklı dalda 7 ödül alması bana biraz garip geldi. Ayrıca, değerlendirmede dereceye giren diğer kurumlardan hiç bahsedilmemesi de dikkatimi çeken diğer bir noktaydı.
Bunun üzerine minik bir araştırma yaptım. Sonuç ilginçti;
Hürriyet Gazetesinde yer alan bir haberde şu cümleler yer alıyordu.“Akkök Holding’in gayrimenkul sektöründeki ilk yatırımı Akmerkez ile gayrimenkul sektöründeki iştiraki Akiş GYO A.Ş. tarafından hayata geçirilen Akbatı AVYM ve Akasya, birbirinden farklı projeleriyle dünyanın en saygın iş ödüllerinden biri olan Stevie Ödülleri’nde yarıştığı kategorilerde toplam 10 ödülün sahibi oldu. Akasya Kültür Sanat kazandığı altın ödülle, Akmerkez ile Akbatı ise gümüş ve bronz ödülleriyle Stevie Awards’a damgasını vurdu.”[2]
Başka bir haberde de;“Dünyanın en prestijli iş yarışması olarak gösterilen Uluslararası Stevie İş Ödülleri’nde, Türkiye’nin en hızlı büyüyen dijital ajanslarından Magnet203’ü altın4’ü gümüş olmak üzere toplam 7 ödüle layık görüldü. Sektörde son dönemde yaptığı sağlık sektörüne yönelik farkındalık projeleriyle dikkat çeken ajans, GSK Türkiye ile yaptığı başarılı çalışmaların meyvesini tam 6 ödülle aldı. Ayrıca Magnet20, Akçansa ile uzun yıllardır süren işbirliğini de, 1 Gümüş Stevie Ödülü ile taçlandırmış oldu.” [3] cümleleri yer alıyordu…
2015 tarihli bir haberde de, “Bu yıl 12’cisi düzenlenen ve dünyanın en başarılı kurumlarını ödüllendiren The Stevie Awards 2015’in sahipleri belli oldu. Dünyada kabul görmüş başarılı kuruluşları ve yöneticileri ödüllendiren Stevie Award dünyanın tek uluslararası iş ödülleri programı. Türkiye bu yıl toplamda 24 Altın Stevie Awards, 34 Gümüş Stevie Awards ve 39 Bronz Stevie Awads kazandı.” Deniyor haberdeki listede ise neredeyse Türkiye’nin tüm şirketleri var.  [4]
Haberlerden de anlaşılacağı üzere, müthiş bir ödül enflasyonu… Haberlerde; değerlendirme kaç kategoride yapılmış diğer ülkelerden kimler kazanmış, kaç firma değerlendirmeye tabi tutulmuş, kaç ülke katılmış vb. açıklayıcı herhangi bir bilgi yok…
Bunun üzerine, Ödül veren firmanın web sayfasına girdim. 15 Ana kategoride, 100’ün üzerinde kategori, 1000’in üzerinde  alt kategoride binlerce ödül… Mesela “Web Site, App, Video, Publication, & Live Event Awards” Kategorisinin altında Mobil Site ve Uygulama Ödülleri ,Yayın Ödülleri , Olay Ödülleri, Canlı Video Ödülleri, Web Sitesi Ödülleri olmak üzere 5 alt kategori bulunuyor, Bunlardan Mobil Site ve Uygulama Ödüllerinin altında 30 alt kategori var yani sadece bu alt kategoriden, Altın Gümüş ve Bronz olmak üzere 90 ödül veriliyor…
2017’de ödül alan ülkelere bakıyorum, Türk Firmaları, Kore Başta olmak üzere uzak doğu firmaları, Birkaç Afrika firması, birkaç ABD firması ve Afrika firmaları… Çoğu uluslararası arenada tanınmayan firmalar… Hemen hemen her ay değişik yerlerde ödül törenleri yapılıyor.
Ödüllerin ne ölçüde hakkaniyetle dağıtıldığı da ayrı bir soru…
Ödüller hakkaniyetle dağıtılsa, diğerlerini bırakın, Türkiye’den ödülleri alan firmalar içinde kurumsal yapısı en güçlü olanı olan Türk Telekom’un dünya Telekomünikasyon devleri arasında her hangi bir dalda dereceye girmesi mümkün mü?
Özetle, bu ödüller eş dost alışverişte görsün kabilinden, katılım için çok yüksek ücretler istenilen, o ücretleri verenlere ödüllerin dağıtıldığı bir ticaret organizasyonu…
Bu olay bana bir anımı hatırlattı;
Türk Telekom’da Pazarlama Dairesi Başkanıyım. 2003 yılının başları… Genel Müdür Mehmet Ekinalan telefonla aradı, Dünyanın en büyük dergilerinden birisinin ismini vererek; “  …..Dergisi Temsilcileri şu anda benim yanımda, ilginç bir teklifle geldiler, benim hoşuma gitti, sizin yanınıza gönderiyorum, bir de siz konuşun, değerlendirelim” dedi.  Biraz sonra odama üç kişi geldi … İki İngiliz (yada Amerikalı) ve bir Türk… Kartvizitlerini verdiler… Birisi Derginin Avrupa, birisi balkanlar, birisi de Türkiye temsilcisi… Bu arada ben Başkan yardımcılarını da çağırdım… Biraz hoşbeşten sonra, tekliflerini ilettiler; “Genel Müdürünüzle bir röportaj yapalım, Türk Telekom’u tanıtalım. İsterseniz Genel Müdürünüzün resmini de kapak yapalım.” Teklif çok cazip… Ama, uluslararası prestiji olan böyle bir dergide Türk Telekom Genel Müdürünün fotoğrafı yayınlanır mı? Soruları beynimi kurcalıyor. Biraz müsaade isteyip tanıdığım ve güvendiğim duayen bir gazeteciyi, rahmetli Altemur Kılıç’ı aradım. Bazı dergilerin, satışa sunulmayan yalnızca reklam ücreti aldıkları kurumlara verdikleri özel baskılar yaptıklarını, bunun da öyle bir uygulama olabileceğini söyledi. Bu bilgiyle çapraz sorular sormaya başlayınca, yazının Dünya Baskısında değil Avrupa Baskısında yayınlanacağını söylediler… Bunun da bir miktar bedeli olduğunu ifade ettiler… Miktarı tam hatırlamıyorum; 250.000 Dolar civarında idi sanırım… Ama biraz daha sıkıştırınca anladık ki, bu haber Avrupa baskısında da değil, yalnızca Türkiye’de basılacak özel bir baskıda kullanılacak… Kısacası tam bir dolandırıcılık… Reddettik tabii… Red gerekçemizi Genel Müdüre anlatmakta da çok zorlandığımı hatırlıyorum…
Acaba, bu ödüller de; üçüncü dünya ülkelerindeki firma yetkililerinin şan ve nam düşkünlüğünden, tabansız tanıtım stratejilerinden yararlanmak isteyen fırsatçı firmaların (?) işi mi ? Diye düşünmeden edemedim…
Ülkemiz firmalarının, gerçekten hak edilmiş önemli ödüllerle dünyada ses getirmesi temennisi ile…


21 Mart 2017 Salı

TÜRK TELEKOM NEDEN ZARAR ETTİ?


Türk(!) Telekom 2016 yılında 724 Milyon TL zarar etti...
Bu haber, birkaç küçük gazete dışında medyada yer almadı...
Hiçbir köşe yazarı bu konuda kalem oynatmadı...
Eğer o zarar Türk Telekom'un kamuya ait olduğu dönemde gerçekleşseydi; Kamunun işletmecilik yapamadığı, Özelleştirmenin ne kadar zorunlu olduğu, özelleştirmeye karşı çıkanların vatan haini olduğu konusunda ne yazılar döktürülürdü...
Medyada Türk Telekom aleyhine haber çıkmaz/çıkamaz.. Çünkü medyanın en büyük gelir kaynağı reklamdır... Türk Telekom da Türkiye'nin en büyük reklam verenidir...
Parayı verir, düdüğü çalar...
Biz de kendimiz söyler, kendimiz ağlarız...
Türk Telekom 2016 yılsonu Finansal ve Operasyonel sonuçlarının 10 Sayfalık bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu[i]. Bu basın açıklamasında, ağırlıklı olarak, abone sayısındaki  artış ve buna paralel gelirdeki arışa dayalı bir başarı (!) hikayesi anlatılmasına, Tek çatı altında alınan mükemmel sonuçlardan bahsedilmesine karşılık, Türk Telekom’un 724 Milyon Zarar ettiğine bir cümle ile de olsa yer veriliyordu. Basın açıklaması ekli Finansal Tablolarda da Türk Telekom’un hal-i pür melali bütün açıklığı ile gözüküyordu.
Ama ne ilginçtir, hemen hemen tüm yayın organları Telekom’un Bilançosu ile ilgili haberi “2016 Yılı Türk Telekom İçin Çok Başarılı geçti” başlığı ile verdi… Zarardan hiç bahsetmedi.
Yani medya Türk Telekom kadar bile cesur/dürüst olamadı…
Madem Türk Telekom’un 2016 yılı zararını kimse dile getirmedi, zararın nedenleri üzerinde kimse durmadı, kimse bilançolarını değerlendirmek zahmetine katlanmadı, o işi üstlenmek boynumuza borç oldu… O işte başa düştü…
Türk Telekom’un zarar etmesi, Telekom’un iç yüzünü bilen bizler için sürpriz olmadı…
2001 Yılında Türk Telekom’un %30’unun Özelleştirilmesine ilişkin kanun TBMM tarafından kabul edildiğinde DENETDE (Devlet Denetim Elemanları Derneği) Genel Başkanı sıfatıyla, O tarihteki Cumhurbaşkanına hitaben bir yazı yazarak özelleştirmenin sakıncalarını anlatmış ve yasayı onaylamayarak iade etmelerini talep etmiştim.[ii]
2004 Yılında daha Türk Telekom Özelleştirmesi gerçekleşmeden, o tarihte  Genel Sekreteri olduğum Başkent İktisatçılar Derneği adına hazırladığım “Satılan Türk Telekom’un T’si mi? Türkiyenin T’si mi?” İsimli sunumda Türk Telekom’un karının ve ödeyeceği  kurumlar vergisi miktarının azalacağını, iletişimde herhangi bir ucuzlama olmayacağını, toplu işten çıkarmaların yaşanacağını, Türk Telekom’u alan firmanın Kurumlar Vergisini daha az ödemek için her yolu deneyeceğini ifade etmiştim.[iii][iv]
Özelleştirmeden Sonra Telekomcular Derneği adına hazırladığım ve 2010 yılında yayınladığım “Türk Telekom Özelleştirmesi-Bir Talanın Hikayesi” isimli çalışmamda da, Türk Telekom’un ileriki yıllarda zarar edeceğini, ödeyeceği kurumlar vergisi miktarının azalacağını gerekçelerini de belirterek açıklamıştım[v]
Türk Telekom 2016 yılında zarar ederek, bu öngörülerimi haklı çıkardı…
Türk Telekom –hantal- bir kamu şirketi olduğu 1995-2005 yılları arasında, sürekli artan bir kâr trendinde iken, özelleştikten sonra kârı ve ödediği kurumlar vergisi sürekli neden azaldı ve  2016 yılında da neden zarar etti…  Olayı daha iyi kavramak için, isterseniz Türk Telekom’un 1997-2017 yılları arasındaki, vergi öncesi kar, kurumlar vergisi ve net kar miktarlarına bir göz atalım[vi];

Yıllar
Vergi Öncesi Kar (+000)
Kurumlar
Vergisi (+000)
Net Kar-Zarar +000
1997
217078
94.710
122.358
1998
526196
230.540
296.259
1999
446495
148.975
297.864
2000
446975
149.671
292.303
2001
1.650.528
450.575
1.096.429
2002
1.774.752
536.376
1.141.447
2003
2.849.016
900.216
2.710.130
2004
3.662.502
1.146.127
2.516.375
2005
2.528.774
1.323.838
1.762.408
2006
2.308.323
744.040
2.208.349
2007
3.001.442
820.800
2.508.197
2008
2.136.144
641.600
1.752.212
2009
2.359.967
731.151
1.831.730
2010
3.127.006
767.272
2.450.857
2011
2.609.099
718.629
1.899.526
2012
3.366.402
757.070
2.593.130
2013
1.706.583
327.530
1.267.098
2014
2.575.881
696.720
1.968.968
2015
1.261.281
326.777
862.850
2016
-396.561
395.175
-724.340
 
Yukarıdaki tablonun, 1997-2004 dönemindeki Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Raporları ve  2006-2016 yılları arasındaTürk Telekom’un KAP’a bildirdiği finansal raporlarla birlikte incelenmesinden de anlaşılacağı üzere;
1)   1997-1999 rakamları yalnızca Türk Telekom’un verileri iken, 2000 sonrası veriler konsolidedir. 2006 Sonrasında da Türk Telekom ve diğer şirketlerin (TTNet, Assist, İnnova vb.) konsolide rakamları yer almaktadır. Her şirket ayrı vergi mükellefi olduğu için, Türk Telekom grubu konsolide bilançosunda zarar etmesine karşılık, kâr eden şirketleri nedeniyle kurumlar vergisi ödemek durumunda kalmaktadır.
2)   Türk Telekom kurulduğu 1995 yılından bu yana ilk kez 2016 yılında zarar etmiştir.
3)   Türk Telekom bir kamu şirketi iken kârı ve ödediği kurumlar vergisi, yıllar itibariyle genelde yükselen bir seyir izlerken, özelleştirme sonrası değişken olmakla birlikte genelde düşen bir seyir izlemiştir.
4)   Türk Telekom kamu tarafından yönetildiği dönemde Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun hazırladığı raporlar incelendiğinde kâr rakamlarındaki değişimin nedenlerini anlamak mümkün olmaktadır.
Örneğin 2001’de net kârdaki artışın nedenleri araştırıldığında;
- Bayilerin devreye sokulması, pazarlama ve tahsilat maliyetlerinin düşmesi,
- GSM firmaları ile yapılan ara bağlantı anlaşmasının EMO tarafından idare mahkemesine götürülmesi ve idare mahkemesinin kararıyla Türk Telekom aleyhine olan bozukluğun düzeltilmesi sonucu 2001 ve müteakip yıllarda GSM firmalarından tahsil edilemeyen ara bağlantı ücretlerinin akacak kayıtlanmasıı,
-Tarifelerde yapılan düzenleme,
Bu artışın temel nedenleri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Keza 2003 ve 2004 yıllarındaki kârdaki artışın nedenlerinin ise;
-1995-2000 yılları arasında GSM firmalarına fazla ödenen ara bağlantı bedellerinin, GSM firmalarından tahsil edilmesi,
- ADSL altyapı ihalesinin tamamlanması sonucu, ADSL’in yaygınlaşması ve dolayısıyla internet gelirlerinin artması,
Olarak sıralamak mümkün olmaktadır.
5)   Türk Telekom’un özelleştirmesi sonrası, özelleştirmenin bir sonucu olarak personel giderlerinin azalması ve özelleştirme nedeni ile şirketin daha iyi yönetileceği varsayımından hareket edildiğinde, kârın daha fazla artması gerekirken, şirketin kârında bir  artış olmadığı gibi oransal bir azalma ve 2016’da da zarar görülmektedir. Şirketin KAP’a gönderdiği finansal tablolardan kardaki azalmanın nedenlerini net olarak anlamak mümkün olmamaktadır.
Bütün bunların yanında Türk Telekom özelleştikten sonra,  21.06.2006 Tarih ve 5520 (26205 Sayılı R.G.) Sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi oranı %30’dan %20’ye düşürülmüştür. Dolayısıyla yukarıda verilen net kâr tablosu gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır.  
Kurumlar Vergisi oranları düşürülmeseydi Türk Telekom ne kadar kurumlar vergisi ödeyecekti, bir de buna bakalım;
Yıllar
Kurumlar Vergisi (+000)
20%
30%
Fark
2006
744.040
1.116.060
372.020
2007
820.800
1.231.200
410.400
2008
641.600
962.400
320.800
2009
731.151
1.096.727
365.576
2010
767.272
1.150.908
383.636
2011
718.629
1.077.944
359.315
2012
757.070
1.135.605
378.535
2013
327.530
491.295
163.765
2014
696.720
1.045.080
348.360
2015
326.777
490.166
163.389
2016
395.175
592.763
197.588

6.926.764
10.390.146
3.463.382
 
Kurumlar Vergisi oranlarının düşürülmesi ile  Türk Telekom’a 2006-2016 döneminde 3,5 milyar TL’lik bir avantaj sağlanmıştır.
Kurumlar Vergisi oranları değişmeseydi 2006 Sonrası Türk Telekom’un net kârı daha da azalacaktı.  2016 Yılı Zararı da 921 Milyon olacaktı…
Öte yandan, Türk Telekom özelleşmeden önce, 2000, 2002, 2003 ve 2004 yıllarında en fazla Kurumlar Vergisi ödeyen şirketti, (2001 yılında dövizdeki olağanüstü artış nedeniyle birinci olan Merkez Bankasının ardından 2. olmuştur.). Özelleşme sonrası ise Türk Telekom’un kurumlar Vergisi sıralamasındaki yeri sürekli gerilemiştir. Son yıllarda ilk ona dahi girememektedir.
Türk Telekom 2016 yılı Finansal Tabloları ile olarak yaptığı basın açıklamasında, “Türk lirasının (TL) dolar ve avro karşısında 2016 yılında yaşadığı değer kaybı ve kur zararları net kar yaratımına olumsuz yansısa da Türk Telekom operasyonel olarak başarılı bir yılı geride bıraktı….” Denilerek, 2016 yılı zararına gerekçe olarak döviz kurundaki yükseliş gösterilmiştir[vii].
Kur yükselişi tek başına zararın gerekçesi olabilir mi? 2000 Yılından itibaren, yılsonlarındaki dolar kuru, finansal borçlar ve net kar rakamlarına bakalım;
 Türk Telekomda Kâr-Zarar-Borç-Kur İlişkisi
Yıllar
Net Kar-Zarar
Finansal Borçlar
Yıl sonu Dolar Kuru
Dolar Kurundaki Değişim
2000
292.303
0
0,675

2001
1.096.429
0
1,446
114,22
2002
1.141.447
0
1,642
13,55
2003
2.710.130
0
1,402
-14,62
2004
2.516.375
0
1,348
-3,85
2005
1.762.408
0
1,349
0,07
2006
2.208.349
2.787.228
1,419
5,19
2007
2.508.197
2.052.768
1,170
-17,55
2008
1.752.212
3.408.482
1,519
29,83
2009
1.831.730
3.932.147
1,513
-0,39
2010
2.450.857
4.164.035
1,559
3,04
2011
1.899.526
5.310.362
1,446
-7,25
2012
2.593.130
6.010.044
1,791
23,86
2013
1.267.098
8.306.379
2,138
19,37
2014
1.968.968
6.558.167
2,323
8,65
2015
862.850
8.906.437
2,912
25,36
2016
-724.340
11.539.249
3,538
21,50
 
2016 yılı sonunda dolar kuru, 2015 yıl sonuna göre %21,50 artmıştır. Buna karşılık 2001 yıl sonunda dolar kuru 2000 yılı sonuna göre %114 artmasına karşılık, kârı da 2000 yılına göre 3 kat bir artış göstermiştir.
Demek ki, yalnızca kurdaki artış Türk Telekom gibi bir firmanın zarar etmesi için tek başına bir neden olamazmış. Ama Türk Telekom gibi, dövize dayalı borcunuz çok yüksek rakamlara ulaşırsa, dövizdeki yükselmeler nedeni ile zararlı çıkmanız tabii ki mümkün.
Yukarıdaki tablonun incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, Türk Telekom’un özelleştiği tarihe kadar, gerek döviz cinsinden, gerekse TL cinsinden finansal borcu olmamasına karşılık, özelleştirmeyi müteakip döviz cinsinden finansal borçlanmaya başlamış ve bu borcu 2014  hariç her yıl artan bir seyir izlemiştir. Finansal tablolar daha ayrıntılı incelendiğinde, finansal borçlar içinde uzun vadelilerin payı her yıl daha fazla artmaktadır. 2016’daki zararın oluşmasında, Türk Telekom’un Finansal borçlarının 11,5 milyar TL’ye ulaşmasının büyük payı olduğu kabul edilebilir.
Özelleşene kadar, sürekli nakit girişi nedeniyle borçlanma gereği duymayan, hatta nakit fazlasını Hazine’den talep geldikçe hazineye aktaran Türk Telekom neden borçlanma gereği duymuştur. Ve bu borcu nasıl olup da 3,3 milyar dolara ulaşmıştır? Alınan bu borçlar nerede ve ne amaçla kullanılmıştır?
Türk Telekom’un finansal verilerini incelerken anlamakta zorladığım konulardan birisi de personel giderleri olmuştur.
Aşağıdaki tabloda, 2005’ten sonra Türk Telekom’un personel sayısı ve personel giderleri gösterilmiştir.
Yıllar
Personel Giderleri
Personel Sayısı
Ortalama Pers. Maliyeti
2005
1.728.670
51.737
33.412,64
2006
1.692.586
40.647
41.641,11
2007
1.823.820
40.098
45.484,06
2008
2.146.063
34.025
63.073,12
2009
1.980.031
34.086
58.089,27
2010
1.872.633
34.138
54.854,80
2011
2.068.258
34.886
59.286,19
2012
2.098.885
37.524
55.934,47
2013
2.193.345
34.441
63.684,13
2014
2.482.739
34.389
72.195,73
2015
2.491.887
34.147
72.975,28
2016
2.787.001
33.224
83.885,17
 
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 2013 yılı Mayıs ayında, bir soru önergesine verdiği cevapta; “Türk Telekom’da çalışan personel 2005 itibariyle 51 bin 737 iken, çalışan sayısı 27 bin 570 kişi azalarak 2012 sonu itibariyle 24 bin 167’ye indi.” Diyordu. Detaylara bakıldığında, 2012 sonu itibariyle özelleştirme sürecinde tanınan yasal haktan yararlanan 18 bin 730 kişi kendi istekleriyle(!) başka kamu kurum ve kuruluşlarına nakledildi. 20 bin personel ise emeklilik, iş akdinin sonra ermesi, işveren tarafından fesih gibi nedenlerle toplam yaklaşık 39 bin çalışan Türk Telekom’dan ayrıldı[viii].
Maliye Bakanının soru önergesine verdiği cevapta 2012 Sonu İtibariyle Türk Telekom’da 24 bin 167 kişi çalıştığı belirtilmesine karşılık, Türk Telekom’un açıkladığı rakamlarda 2012 sonu itibariyle 37.524 kişinin çalıştığı anlaşılmaktadır. Aradaki farkın, Maliye Bakanının yalnızca Türk Telekom çalışanlarının sayısını bildirmesine karşılık, Türk Telekom’un finansal tablolarında konsolide rakamların gösterilmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Türk Telekom’un personel sayısı ve personel giderleri incelenirken, yıldan yıla farklılık göstermekle birlikte 2010-2016 döneminde 8.000-11.000 kişinin Assitt’te asgari ücret veya asgari ücretin biraz üzerinde ücretle çalıştığını, Türk Telekom’a özelleşmeden sonra Teknisyen ve Tekniker olarak işe başlatılanların da eski personele nazaran çok daha düşük ücretle istihdam edildiğini gözetmek gerekir.
Bu tablolar incelendiğinde; Türk Telekom Kamu’da iken kişi başı 33.412 TL olan personel ortalama maliyetinin, özelleştirme sonrası sürekli artış gösterdiği, artış oranının enflasyon oranının da, toplu sözleşme artış oranlarının da üzerinde olduğu nihayet 2016’da 83.885,17 TL’ye yükseldiği görülmektedir.
Yeni alınan personelde ve Assist’te uygulanan düşük ücret politikasına, gruptaki personel sayısının sürekli azalmasına rağmen, gerek personel giderlerinin gerekse personel başına ortalama maliyetin sürekli artmasının nedeni; toplu sözleşme kapsamının dışındaki yöneticilere –özellikle üst yöneticilere-  ve hiçbir iş yapmadan maaş alan ve çoğu görevden alınan yöneticilerden oluşan müşavirlere yüksek ücret ödenmesi ile izah edilebilir…
Özelleşmeden sonra Türk Telekom yönetimi kar etmek için, ürün geliştirme, satış kanallarının çeşitlendirilmesi, hizmet kalitesinin artırılması, çalışanların kurumsal bağlılığının güçlendirilmesi, müşteri memnuniyetinin yükseltilmesi, gereksiz harcamalar önlenmesi, kaliteyi ve verimliliği öne çıkaran bir insan kaynakları politikası uygulanması gibi yöntemleri kullanmak yerine, personel sayısını azaltmayı kâr etmek için tek yol olarak görmüştür.
Ancak personel azaltması hep sahada çalışanlar arasında yapılmış, buna karşılık yönetim kadroları şişirildikçe şişirilmiş, özelleşmeden önce 4 olan Genel Müdür Yardımcısı sayısı 10’a ulaşmış, 20 olan daire başkanı (direktör) sayısı 100’ü geçmiş, tabir caizse piramit tersine dönmüş,  genel müdürlükte uygulamayı, sahayı bilmeyen, kurumsal hafızası olmayan, genellikle telekomünikasyon veya bilişimle ilgisi olmayan firmalardan transfer edilmiş konunun uzmanı olmayan kişilerle Genel Müdürlük birimleri şişirilmiş, eski-yeni, merkez-taşra iletişimsizliği had safhaya ulaşmıştır.
Bütün bunların üzerine, sahadaki personel sayısı azaltılınca kâr artmamış ama personel kalitesi düşmüş, arızalara müdahale süresi uzamış, müşteri memnuniyetsizliği artmış bu da kârdaki azalma ve nihayet zarar olarak bilançolara yansımıştır.



[vi]Bu yazıdaki tablolarda yer alan, 1997-2006 arasındaki rakamlar Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun düzenlediği yıllık raporlardan, 2006-2016  yılları rakamları da, Türk Telekom tarafından Sermaye Piyasası Kanunu gereğince Kamuoyu Aydınlatma Platform’na (KAP) bildirdiği ve kendi internet sitesinde de yayımladığı Mali ve Finansal Tablolardan alınmıştır. Tabloların gerçek rakamları için 000 ilave edilmelidir.